medikal ozon tedavisiOzon üç oksijen atomundan oluşan gaz halinde bir moleküldür. Oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. 1839 yılında keşfedilmiştir. Başta dezenfeksiyon olmak üzere pekçok kullanım alanı mevcuttur.

TIBBİ (TEDAVİ AMAÇLI) OZON UYGULAMALARI

Medikal ozon daima ozon ve oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Bu karışımda ozon en fazla %5 ve oksijen en az %95 oranında bulunur. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir tıp doktorudur ve hastalığın durumuna göre uygulanacak dozu belirler.

Medikal ozon tedavisinde kullanılan ozon gazı, medikal oksijen tüplerinden alınan gazın ozon jeneratörlerinde ozona dönüştürülmesi ile üretilmektedir. Günümüzde ozon tedavisi farklı metodlar ile uygulanmaktadır.

  1. Majör otohemoterapi: Hastadan alınan 100-150 ml kanın ozonlanarak kan yoluyla geri verilmesidir.
  2. Minör otohemoterapi: Hastadan alınan 10 ml kadar kanın ozonlanarak kas içine enjekte edilmesidir.
  3. Rektal insüflasyon: Bir miktar ozon gazının doğrudan rektal yoldan bağırsakların içine verilmesidir.
  4. Direkt deri uygulamaları: Ozona dayanıklı materyalle hastalıklı deri bölgesinin kaplanarak o bölgeye ozon gazının uygulanmasıdır. Ozon saunası da buna benzer bir uygulama olup, kafa hariç vücudu için alan bir cihaz içinde tüm vücut yüzeyine ozon gazının uygulanmasıdır.
  5. İntraartiküler ve lokal ozon enjeksiyonları: Belirli miktar ozon gazının doğrudan eklem içine ve ağrılı bağ dokusuna verilmesidir.

Tedavi Amaçlı Tıbbi Ozon Uygulamasının Temel Felsefesi

Ozon tedavisinde insan vücuduna dışardan hiçbir ilaç verilmez ancak onun kendi potansiyelinden faydalanılır. Hastalıkların tedavisinde insan vücudunun buna benzer potansiyellerini kullanan tedavi yöntemleri “holistik-bütüncül” tıp olarak kabul edilir. Ozon tedavisi insan vücudunun iki güçlü potansiyeli olan “antioksidan” ve “antiinflamatuar” potansiyellerini kullanan ve tüm vücutta bir alarm reaksiyonuna neden olarak vücudu hastalıklar karşısında güçlendiren bir tedavi yöntemidir. Son yirmi yılda yapılan araştırmalar, ozon tedavisinin pek çok yönden insan vücudunun kendi tedavi edici potansiyellerine katkısı olduğunu göstermiştir.

TIBBİ OZON TEDAVİSİNİN FAYDALARI

Majör Otohemoterapi; Kanda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin, ihtiyacı olan dokulara daha fazla oksijen bırakmasına yardımcı olur. Dolaşım yetersizliğinden dolayı artmış enfeksiyon ve iltihap riskini azaltır. Tıbbi ozonun iyi bilinen özellikleri arasında bacterisidal (bakteri öldürücü), fungisidal (mantar öldürücü) ve virostatik (virüs çoğalmasını önleyici) özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenlerle enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde güvenle kullanılır. Özellikle bayanlarda görülen selülitler dolaşım bozukluğunun neden olduğu bir cilt rahatsızlığı olduğu için, ozon tedavisinden fayda görür.

 

İnsan vücudunun savunma hücreleri olan beyaz kan hücreleri (lökositler)’ni alarma geçirir ve onların hastalıklarla savaşma yeteneklerini artırır. Bu özelliği ile ozon tedavisi, beyaz kan hücreleri üzerinde bir çeşit “aşılama” etkisi oluşturur. Savunma sistemini alarma geçirir. Bu özelliği ile enfeksiyon hastalıklarından, kalp yetmezliğine kadar çok geniş bir hastalık grubuna karşı tedavi edici etkinlik gösterir. Bu sonuç halk arasında “vücut direncini artırmak” olarak ifade edilir. Tekrarlayan ozon tedavisi seansları sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak, vücudun bağışıklık hücreleri sitokin adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca bir zincirleme reaksiyona neden olarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında çok başarılı sonuçların alınmasına sebep olur.

Romatizma ve Ozon Tedavisi

Romatizma vücudumuzu hareket ettiren sistemin değişik bölümlerini (kas, kemik, eklem ve bu yapıları birleştiren bağlar) içine alan bir hastalık grubudur. Kesin nedeni bilinmeyen bu tür hastalıklarda vücudun savunma sisteminin aşırı aktivasyonu temel sorunlardan bir tanesidir. Bazı savunma hücreleri aslında yapmaması gereken bir iş yapar; vücudun kendi dokularına saldırır. Romatizmal hastalıklarda bulgular; ağrı, şişlik, kızarıklık, hareket kısıtlılığı ve bazen de tutulan bölgede ısı artışıdır. Yorgunluk –özellikle sabah yorgunluğu, kas ağrıları, halsizlik gibi şikayetler de sıklıkla görülür. Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülür ve yaş ilerledikçe görülme oranı artar.

Ozon tedavisi ile vücudun antioksidan ve antiinflamatuar dediğimiz sistemleri aktiflenir. Bu sayede vücut hastalıkla daha kolay baş edebilir hale gelir. Damarlarla ilgili dolaşım bozuklukları giderilir; dokuların daha iyi oksijenlenmesi sağlanır. Ozon tedavisi ayrıca romatizmal hastalıklarda sıklıkla görülen duygu-durum bozuklukları, yılgınlık, depresyon, müzmin yorgunluk gibi şikâyetleri azaltabilir. İlave olarak ozonun eklemiçi, eklem çevresindeki kapsül ve bağlar, omurga çevresindeki eklem ve tendonlara direk enjeksiyonu romatizmal yangıyı ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

 

Kronik Yorgunluk, Fibromiyalji ve Ozon Tedavisi

Kronik yorgunluk sendromunda ozon uygulamaları ile kan dolaşımının desteklenmesi, organların oksijen ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması, beyin kan akımının artması büyük avantajlar sağlar. Ozon tedavisi alan hastaların çoğunlukla ifade ettikleri “genel iyilik hali” bir çeşit “fizyolojik doping”dir ve bu etkiden en çok kronik yorgunluğu olan bireyler faydalanırlar.

Fibromiyaljili hastaların kaslarında çok küçük odaklar halinde kanlanması bozulmuş ve oksijen düzeyi azalmış (hipoksik) bölgelerin ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu bölgelerde zaman içerisinde iltihapsız yangı (non-enfeksiyöz inflamasyon) gelişir. Hastalar bu bölgelerdeki dolaşım bozukluğunun düzeltilmesinden fayda görürler. Ozon tedavisi hem bu bölgelerin kanlanmasını düzenler hem de kırmızı kan hücrelerinin bu bölgelere daha çok oksijen bırakmasına neden olur. Bu etki zamanla tam iyilik haline dönüşür. Oksijensizlik ve kanlanamama sorunu çözüldüğünde asıl ağrıya neden olan iltihapsız yangı da ortadan kalkar ve hastaların ağrı kesici, anti-inflamatuar ilaç kullanma sıklığı neredeyse sıfıra yaklaşır.